Tie Break World - Nisan 2022

İlk Olimpiyatımdı, ilk heyecandı ve Tokyo’ da pandemi şartları nedeni ile kavuşamadığımız büyük seyirci kitlesine kavuştuğum ilk noktaydı. Sahaya çıktığımda antrenörüme ‘’ şu an nasıl oynayacağımı bilmiyorum çünkü elim ayağım titriyor ‘’ demiştim. Karşımdakiler çok güçlü sporcular ve yaşımın verdiği bir heyecan da vardı. Tokyo’ da o adrenalini hissedemiyorsunuz ister istemez. Londra inanılmaz büyüleyiciydi. Önceden hep tasarımcı olmak isterdim. Hep çizimle yapardım, moda tasarımcısı olmak gibi bir hayalim vardı. Şu anda bazen bir uygulamadan kıyafet giydiriyorum, tasarlıyorum ve kamptaki arkadaşlarım ile şakalaşıyoruz. Bundan keyif alıyorum. Eğer hayatımda badminton hiç olmasaydı bu yönde ilerlemek isterdim. İki Olimpiyata katıldınız ama sizin için unutulmaz olanın Londra olduğunu söylüyorsunuz. Merak ediyoruz. Badminton ile uğraşmıyor olsaydın, ne yapıyor olurdun? Pandemi sürecini sorsak? İlk başlarda zorlandım hatta çok üzüldüm. Maçlar, her şey ertelendi ve ilk üç ay neredeyse hep evde kaldık. Doğal olarak badmintonu evin içerisinde oynayamıyorsunuz. Evde kondisyon ve ağırlık antrenmanına yoğunlaştım. İlk maçlarımız Olimpiyatlardı ve rakibimin hangi durumda, hangi şartlarda çalıştığını, ne seviyede olduğunu hiç bilmiyordum. Hepimiz için geçerli tabii ki. Kendimizi de bilmiyoruz, bir maç yapma imkanımız olmadığı için performansımızın ne yönde ilerlediğini de bilemiyoruz, bir olumsuzluk ile karşılaşabiliriz. Bir röportajınızda da "badminton bütün branşların birleşimi gibi" diyorsunuz. Biraz açabilir misiniz? Sadece elimize raket alıp saha içerisinde oynamıyoruz. Maçın içerisinde kalabilmek için kondisyonumuzun, dayanıklılığımızın, dengemizin, çabukluğumuzun çok iyi olması gerekiyor. Sabhaları tamamen fiziksel antrenman yapıyoruz. Koşu ve kuvvet çalışıyoruz. Sahada fiziken ne kadar güçlü olursak badminton oyunumuzu da o kadar güçlü sergileyebiliyoruz. Çağatay Hoca da atletizm antrenörlüğünden geliyor, bu konuda da çok bilgili.

RkJQdWJsaXNoZXIy MjIxMTc=